TULİŞİN KURŞUN KALEMİ

Just another WordPress.com site

>CANLI PARAYA KATILACAK GAY’LER ARANIYOR

>

Ben homofobik miyim?
Hiç de umurumda değil eşcinsellik veya bunu ifade eden başka başka aynı kapıya çıkan adlar,tanımlamalar.

İnsanların cinsel tercihlerini kullanma biçimleri de umurumda değil.Cinsel kimlik bunalımları,cinsel gitgelleri de beni hiç ırgalamaz.

Adam olmuş mu,insan olmuş mu o önemli.
Yüreği var mı,vicdanı var mı,sağ duyusu var mı,karakteri var mı o önemli.
Üstelik  tanıdığım bir kaç erkek bedenli eşcinsel ile elde ettiğim tesbitlere bakılırsa,son derece samimi ve sevimli buluyorum hatta sohbetlerinden hiç sıkılmıyorum  diyebilirim.Artı bir de çok entellektüel olanları rastladı bana,tesadüfen.
Ama insanların cinsel kimlik ikilemleri,TELEVİZYON dediğimiz bir ortama taşınıyorsa,şov malzemesi haline getiriliyorsa,burda midem bulanıyor,içim boğuluyor,insanlık adına utanıyorum,onların yerine ben yerin dibine giriyorum.
Show TV’de kaliteli bir yapım bulamamaktan dolayı mıdır nedir,son yıllarda,sürekli bir eşcinsel eğilim var.
Bir kanalın eğilimi nasıl olur diyeceksiniz.
Aslında demeyeceksiniz.
Hepiniz biliyorsunuz.
Yemekteyiz yarışmasında,Canlı Para yarışmasında,Mehmet Ali Erbil’e yaptırdıkları sulu şebelek yarışmalarda,devamlı ve ille eşcinsel erkek müsveddelerini çıkartıp durdular sözde yarışmacı diye.
Müsvedde diyorum çünkü insanlıktan,edepten,terbiyeden,saygınlıktan uzak herkes ama herkes için aynı terimi kullanabilirim ve kullanıyorum.
Her tür insanın iyisi kötüsü var.
Kadının da erkeğin de okumuşun da cahilin de,köylünün de kentlinin de,iyisi kötüsü,edeplisi,cazgırı,terbiyesizi seviyesizi var.
Müsvedde olan bunlar işte.
Show Tv nerden buluyorsa bulup bunları toplumdan cımbızla mı ayıklıyor nasıl ediyor bilmiyorum ama her türlü Show yarışmasında mutlaka bunlardan var.
Yakında İbrahim ile Sülüman”ı da eşcinsel bir aşk içinde gösterebilir bu kanal.Kaldı ki zaten tarihi incelediğinizde,Fatih Sultan Mehmet de dahil pek çok hükümdar hakkında bu tür iddialar doludur.
Ama Show’un eğilimi biraz daha fazla olduğundan,dizide eşcinselliğin de dibine vurdurabilir kanısındayım.
Son Canlı Para yarışmasına çıkan ve topsuz alan başlıklı bir soruyu cevaplamak zorunda kalan şahıslar yarışırken ben kendim  yerin dibine girdim.
Bir milyonu toplu para şeklinde veriyoruz deyip durdukları buymuş meğerse,topsuz olmuyormuş.
Bu nasıl bir cahil cesaretiydi ki carting sporunu karda yapılan bir spor diye yorumlayıp rugby’yi hiç duymadım deyip,kalkıp bir BİLGİ yarışmasına katılmışlardı?
Bu insanlar hiç mi ön yarışmaya tabi tutulmuyor,bu kadar mı boş beyinle,tıngır tıngır öten bir kültürsüzlükle yarışmacı olunur?Bu kadar kolay mı adında BİLGİ yarışması geçen bir tv programına çıkıp gerdan kırmak,sunucuya göz süzmek,kendi şovunu yapıp gitmek?
Dünyada reyting denen şerefsizlik,bütün milli onurumuzu,şerefimizi satın alabildi mi bu kadar kolayca?
Bunlardan sonra anlaşıldı ki Show TV’de Acur’un imzası dışındaki tüm yarışmalar aslında birer gay şovdur.Bu Acur’u zerre kadar sevmediğim gerçeğini değiştirmeyecek ama durum ne yazık ki budur.
Kanal,özellikle ne kadar yırtık,arsız,cıngar,oynak,edepsiz,rezil eşcinsel varsa onları bulup çıkartmakta büyük bir özen göstermektedir.
Yarışmaya başvurdunuz ve hala çağrılmadınızsa,üzülmeyin,
HAKKINIZDA kısmına,gayim,topum,eşcinselim,ekranda şıkır şıkır göbek atarım,her türlü şaklabanlık bir nolu hobimdir yazın yollayın.
Ertesi gün sizi özel arabayla kapınızdan aldırmazlarsa ben de neyim.

13 Şubat 2011 Yazar | dizi eleştiri, tv yarışma | 6 Yorum

>VALİDE SULTAN KAÇ YAŞINDA?

>

Kanuni’nin annesi,Hafsa Sultan,o dönemin geleneğine uygun olarak,14 veya 15 yaşında evlenip,16 yaşında Kanuni’yi doğurmuş olsa,
Kanuni tahta 25 yaşındayken çıktığına göre,valide sultanın,bu dönemlerde ,en fazla 40 yaşlarında falan olması gerekmez mi?
Ki  henüz 40 yaşında bir kadının kırış buruş olması da çok zor.Fabrika işçisi,tarla tapan çiftçisi değil ki,kocasın,yaşlansın,çürüsün.Sarayda bir eli yağda ötekisi balda,güneşten uzak,rüzgardan soğuktan etkilenmeyerek yaşıyorlar.Çökmeleri kırışmaları zor yani.
Şimdi bakın  Nebahat Çehre’ye.
Boynu,yanakları,elleri,dudak kenarları,resmen kurutma makinasında çift tur döndürülmüş hassas çamaşır gibi,kırış kırış.
Tabii ki kırışacak,ondan bize ne?
Ama 40 yaşlarında olması gereken bir Valide’yi 65 yaşlarında bir kadının oynaması mantıksız değil mi allahaşkına?.(Bak allahın adını verdim ama)

Sürekli de önünde diz çöküp,bana yardım edin valideeeaaaamm diye zırlayan Bihter’i,pardon Mahidevran’ı,tıpkı Aşk-ı Memnu’da Bihter’e ayar verdiği ses tonuyla,aynı bakışla,aynı duruşla;

-Kalk ayağa,sen Bither Ziyagil’sin…Kendine gel!
diye azarlayacakmış gibi gelmiyor mu size de?

(Tamam biliyoruz Mahidevran,Bihter değil, Peyker idi…bana cağrışım yapan şey,Firdevs hanım’ın Bihter’e söylediği repliktir…)

Ayrıca sarayda binbir türlü entrika dönüp dururken,bir sürü skandal olurken,onun odasında oturup Daye hatun’a
habire:
Bir daha böyle şeyler istemiyorooooom,diye şımarması abes gelmiyor mu?
Dizi başladığından beri sen istemiyorsun ama oluyor işte valideeeaaaaam…Bir işe yara be kadın.

Tarihi kaynaklarda ondört yaşında saraya girdiği söylenen Hürrem’in de en az otuzbeş gösterdiği alenen ortada.(kemik yaşı kesin 45tir o da ayrı)
Yirmi beş yaşında tahta çıkan Kanuni’yi de kırkbeş görünen Halit Ergenç oynuyor.
Dizideki herkes yaşından büyük ulan.
Bir tek şehzade Mustafa,yaşını belli ediyor ki onun da zeka yaşının 0-6 ay arasında olduğu konusunda ciddi şüpheler içindeyim.
Embesil midir nedir,geleceğin o anki yegane padişahı,ortalarda koşturur mu lan o dönemde.Sabah akşam eğitime alınır ki babası ölüverirse,tahta hazır olsun, diye.
Sanıyorum dizinin adının Muhteşem Yüzyıl değil muhteşem dinozorlar ya da Muhteşem Buruşuklar olarak değiştirilmesinde fayda var.
Belki de herkes 100 yaşında görünüyor diyedir bu isim.

Dippas sos:Dizide kimseyi mi sevemedin be kadın diyecek olursanız,benim favorim Sümbül Ağa’dır.O ne tatlı bir şey yaaa…yirim ben onu yirim…

10 Şubat 2011 Yazar | dizi eleştiri, Muhteşem Yüzyıl | 14 Yorum

>AYVAYI YEDIN SULUMAN

>

Ay vallahi billahi yazmazsam çatlarım,sakız gibi çiğneyip durdun be kadın yeter bırak şu diziyi izleme sen de,diyecekseniz,sonsuza kadar susun layyn…
Geçen hafta Topkapı Sarayı’ndaydım aman allahım o ne kalabalık,insanlar bilet kuyruğunda,kuyruk beşyüz metre.Müze kart almazsan olacağı budur salaklaaaaar,diye nanik yapıp kartımızla içeri girdik ama Harem’e yetişemedik,kapandı…dörtte kapatıyorlar.Neyse ki dizi en azından iç turizmi arttırdı,gelen geçen herkesin ağzından bir Hürrem,bir Hasbahçe,bir Has Oda lakırdısı duymak mümkündü.
Dizide bizim evin yemek masasından az daha hallice olarak gösterilen göt kadar mutfak var ya,işte o mutfağın gerçeğini sarayda gördüğünüzde ağzınız açık kalıyor.Günde 6bin kişiye yemek çıkarmış zamanında,öyle bir mutfak hayal edin.Ben diyim Forumİstanbul,siz diyin TTArena…ama gel gör ki dizide,padişahın savaş çadırından bile daha küçük.O nasıl mutfak tezgahı lan,bizim mahalle kasabının bile et tezgahı ondan büyük yemin ederim.
Neyse neyse,bu geceki Hürrem’in zehirlenmesine ayrılan bölüm beni orta yerimden,kalbimin en hassas noktalarından yaraladı.
HÜRREM? YARATIĞA MI HAMİLESİN BACIM?
Kardeşim o nasıl hayvani  bir ayva tatlısı yeme biçimidir,kadın ayıp ayıp sen Harem terbiyesi almış bir kölesin,üstelik hünkarın huzurunda,elinle on parmağınla,savaştan mı çıktın.Ben diil,çoçuk istiooor diyosun da,içindeki çocuk korkarım alien falan herhalde senin.Geçen hafta buldurcuk çekmişti canın,bu hafta tatlı geldi ,aman biraz daha çok tatlı yiyeyim diye nerdeyse gidip tüm yediklerini kusup öyle oturucaktın sininin başına.
Ayrıca üç dört ayda tosuncuk gibi büyüyen karnından zaten şüphelenmiştim,anlaşıldı ki orda aslında bebek değil,resmen göbek var.Kadın yemiş yemiş,zçamamış,belli.Yoksa dört beş aylık hamilelikte böyle karın mı olur diyordum ben de.
Gece zehirlenip ateşler içinde ölmesi beklenen kadın sabah uyanır uyanmaz-soyunda bir ayılık var kesin-ballı kaymaklı incire nasıl yumuldu öyle,tövbe tövbeee…ben padişah olsam o karının o yemesini gördükten sonra,dakika sektirmeden ikinci bir sefere çıkma bahanesiyle,kalan yıllarımı Avrupa’nın en uzak köşesinde geçirir,bir daha da Hürrem adını duymayayım diye emirler salardım.
BOŞAN DA SEMERİNİ YE…
İnsan azcık midesinden sıkıntılı olur,iştahsız olur,bulantısı falan olur yahu.
Neyse onu da geçtim,ülen madem zehirli bir şeyi bir sıvıya atınca sıvı kararıyormuş,hani Pargalı ile Sümbül deneysel çalışma yaptılar ya,e ne demeye sarayda tadımcı başı falan çalıştırıyorsunuz,atın her bi şeyi o sıvıya olsun bitsin.
Hem o ne zehiriymiş anlamadım,Mahidevran’ın antidepresanı,niye dozu aşınca zehir oluyor?
En fazla kafası güzel olur ya da derin uykuya dalar,ya da kusar kendiliğinden.
Zehir ne yaaa?
(Ha bu arada,Hürrem’in kendinden geçmiş vaziyette iken kendi anadilinde değil de Türkçe olarak sayıklaması da pek çok kişinin dilinde espri konusu olmaya başlamış bile)
Ülen sarayda padişahın sofrasına zehirli eyyvuaaa tatlısı geliyor,gözdesi zehirleniyor,Pargalı dizmiş mutfak çalışanlarını karşısına,sanki mutfakta fare görmüş de tez yakalansın diye aşçıları azarlıyor.
Hoop Pargalı,sen manyak mısın lan?
O devirde sorgusuz sualsiz,kapıdaki bekçiden,mutfaktaki hamam böceklerine kadar kim varsa tümünün kellesi giderdi.Ne sorgusu lan?
Şeker Ağa nasıl yırttı,o niye zindandan kurtuldu bilinmez.Kadın olaydı keşke,Pargalı’dan güzel bi dayak yerdi,ama olmadı işte…Pargalı’nın ski,erkeklere kalkamıyor…Tırsak puşt.
İBRAHİM’LER KADIN DÖVERLER
Adı İbrahim olanlar,kadın dövme konusunda genetik mirasa sahipler galiba.
Ulan romantik kemanlar çalıp,bahçelerde gizli mektuplar veren ince ruhlu Parga’lının da içinde bir canavar varmış.Hürrem’den sonra içinde canavar besleyen ikinci karakter oldu dizideki.
Herif kadın düşmanı,bunu  artık anladık.
Geçen haftalarda Ayşe Hatun’a ayar vermişti,bu hafta Nigar Kalfa’yı kum torbası gibi duvara çaldı,Gülşah’a resmen yumruk indirdi.Tamam dedim,şimdi bu hışımla gidip Mahidevran’ın kıçına da kızgın maşa sokacak.Ama nerdeeee?Onunla da işbirliği yaptı,kancık.
Ulan erkekleri karşına dizip azar eyliyorsun,kadınlara gelince duvardan duvara vuruyorsun,elleri kırılasıca İbo.
Makbul olan lakabın,Hürrem’in intikamıyla ölüp gidecek ve Maktul olarak anılmana sebep olacak,kadın düşmanı pezemek.Oh olsun lan sana.(yazar burda kendisini iyice kaptırma sanatını gösteriyor)
Sen yarın öbür gün Hatice’yi de kemanın yayıyla döversin lan.
-Hatçaaa laaan..
-Ne var lan ayııı
-Bak doğru konuş kıçına girer bu keman yayı.
GÜLŞAH DEĞİL,HERKÜL
Pargalı’dan yumruğu yiyince bülbül gibi öten Gülşah, o suç ortağı olan cariyeyi tek başına boğup tek başına tavana asan Gülşah mı şimdi yani?
Lan kadın,sen o haltı tek başına yapabildiysen,demek ki sende Herkül kuvveti var,bi döner tekme çakamadın mı Pargalı’ya? 
Sendeki kas gücünü bakılırsa,sen Sülüman’ı bilem Matrak oyununda yere sererdin halbuki.
KIRIK TÜRKÇE
Hürrem’le aynı köyden köle getirilen Maria bile dümdüz Türkçe konuşmayı öğrendi,demiş ekşi sözlük.Vallahi doğru lan,Maria bile şakır şakır Türkçe konuşuyor,Hürrem hala Sümbül’e Süklüm diyor.
Şu kadını kimse karşısına alıp da ,bak kızım,Mahidevran bile kocasına Hünkarım diyor,sen ona öyle kanişine seslenir gibi Sülüman diyemezsin,desen bile Süleyman de yahu,demiycek mi?
Dizide kırık Türkçe konuşan bir başkası daha var.
Macar Kralı Layoş,(bu da ibne adı gibi ha) 
Bu herif neden Türkçe konuşuyor?
Buna feci taktım arkadaş.
Hadi diyelim ki biz seyirciler ne dediğini anlayalım diye Türkçe veriliyor konuşması…
Onu anlarız da,niye kırık Türkçe ulan?
Ya adam gibi Macarca konuş,altyazı geçsin,
Ya da adam gibi Türkçe konuş…
MİLADİ TAKVİM
Yazıcı,yanlış hatırlamıyorsam,1512 falan dedi yahu.
O devirde,Osmanlı,hicri değil ,miladi takvim kullanıyormuş bakın ey ahali,bir şey daha öğrendik.
Bütün harem kadınlarının saçlarına bakarak,Osmanlı’ya saç maşasının 16.yüzyılda girmiş bulunduğu sırrına erdikten sonra,bunu da artık öğrendik.
Ha bu arada,hekimbaşı hekimbaşı gel dötümü kaşı,hekimbaşılık kavramı da o dönemde öyle değildi bilen bilir.Hatun hem jinekolog,hem psikiyatr(Mahidevran’a passiflora yollamış ya) hem de acil servis uzmanı,ağzına bakıp zehirlendiğini anlayıverdi.Elini sokup kusturacağına,iki saat koynundan çıkarttığı şişeyi Hürrem’e koklatıp kusmasını bekledi.Koynundan çıkarttığına göre ter kokuyordu heralde,Hürrem de terin kokusunu alınca,kusuverdi.
Ben Mahidevran olsam,önce o Hekimbaşı olacak yellozu öldürtürüm,valla bak.Mahidevran yıkıyor,kadın yapıyor.
İyi ki Hürrem kusarken,”Sülümaaann…azcık daha datlu getüüür,kusunca karnımda yer açıldı,şehzadem istiyooooğğğ’ demedi ha.
Sülüman’ın kusmuğu görünce tiksinmesi de çok komikti.Öyle bir baktı ki,kadın ağız yoluyla kaka yaptı falan sandım.
Sen savaş meydanında önüne gelenin boğazına kılıcı daya,yerden gayzer fışkırır gibi gavur kanını fışkırt,miden bulanmasın da ,sevdiceğinin datlu ayva kusmuğundan tiksin ha…olacak şey mi lan?
Böggghhhkkk ,allah belanı versin Hürrem,öğlen yediklerin de çıktı buraya,yirmidört saat yemek mi yedin sen,hayvan,falan demesini bekledim boşuna.
Sonuç itibariyle,hem Hürrem’in,hem Sülüman’ın hem de dizinin tümden ayvayı yediği bir bölümdü.Yakında Pargalı canavarıyla evlenecek olan Hatice’nin de ayvayı yemiş olacağını da artık anladık
Tamam hepsi bu kadar işte,dağılın!!!

10 Şubat 2011 Yazar | dizi eleştiri, Muhteşem Yüzyıl | 6 Yorum

>YOK BOYLE DANSCI,YETENEK SENSIN

>

Kim ne derse desin,Cumartesi akşamları,Acur’un programı,Yetenek Sizsiniz Türkiye’yi,evdeysem seyretmeye bayılıyorum.
Evet bayılıyorum.
Ali Taran’ı çok seviyorum.
Her cümlesinden zeka fışkırıyor.
Hülya’ın samimiyetini seviyorum.
Acur’un kafasına sıktığı topik’i ,sesini,bakışlarını,tribünlere oynayan tavırlarını,sürekli Hülya’yı kapak etmeye çalışmasını tiksinerek izlesem de,olsun.
Geçen seneden beri  programın tiryakisiyim.
Kendisindeki şeyin adının ne olduğunu bilmeyen,
Medeni cesareti şizofreni boyutlarına ulaşmış,
Dansettiğini zanneden,Şarkı söyleyebildiğini zanneden,
Profesyonel olarak ilgilendiği spor dalını yetenek zanneden,
Gerçekten  parmak ısırtacak bir yeteneği olan herkesi izlemeyi seviyorum.
Geçen sene,bir tek favorim vardı.
Elemelerde,yarı finalde ve finalde dansını izlediğimde,ohaaa!! yok artık!!dediğim bir favorim vardı evet.
Ekrandan taşıp evlerimizin içine kadar  akan STAR ışığını görür görmez,
Bu çocukta bir şey var,bu çocuk çok ilerleyecek” dediğim.
Bu sene de aynı ÇOCUK,favorim.
Şapkasını  uzun saçlarının üzerine takıp,beyaz takımıyla ekrana çıktığında,Michael Jackson çıkmış,Smooth Criminal dansını sergileyecek zannediyorum.
KİM BU ÇOCUK?
Çocuk diyorum ya,(yaşı gereği bana göre çocuk tabii,aslında yetişkin bir delikanlı) minik bir oğlandan sözediyorum zannetmeyin.
İlker Atakdan sözediyorum.
Yetenek nedir sahiden?
Bana göre öğrenilmeden  ve öğretilmeden kazanılan bir şeyi yapabilme,becerebilme seviyesi.
Bir çocuğa iki yaşından itibaren jimnastik dersi aldırırsanız,eklemleri,kasları lastik gibi gelişir.Bu onun yeteneği olamaz.
Bir buçuk yaşından itibaren keman,piyano çaldırmaya başlarsınız,dersler aldırırsınız,on yaşında virtüöz olur,bu da onun yeteneği olamaz.
Bir konuya çok dikkat edin lütfen.
Bizim ülkemizde dans okulu yok.
Dans,bu ülkede,sokaklarda,okulların spor salonlarında,klipler izlenerek,videolar izlenerek öğreniliyor gençler arasında.
Dansa yeteneği olan hiçbir genç,bunu şu okulda,şu hocadan öğrendim diyemiyor.
Yani iyi ve kaliteli dansedebilen gençler,aslında gerçek birer YETENEK ‘ler bu yüzden.
İlker Atak,geçen sene Michael Jackson danslarıyla yaptı şovlarını ancak bu sezonki şovunu izlediğimde ,gördüm ki,şovunun ikinci yarısında,son derece orijinal ve son derece emek harcanmış ve seyretmesi büyük keyif veren bir gösteri sundu.
Bittiğinde büyülenmiştik ailece.
Bu eleme dansı ise,finalde ne yapar acaba dedik.
Gerçekten de o kostüm,o ışıklı dans,yetenekli dansçılarıyla bize harikulade bir ziyafet çekti.
Hele şu MJ’ın yere 45 derecelik açıyla eğilebilme hareketini yapabilmesi,benim gözümde olayı bitirmiştir.
Bu mudur!!
Budur.
Yıllarca MJ’ın o hareketi neyle,nasıl yapıldığı konuşuldu.
Bilsek ne olacak,yapabilecek miyiz?
Ama İlker  yapıyor arkadaşlar.
Çatır çatır yapıyor.
Hem de çoğu dansçının finale saklamak isteyeceği bir sürü figürü,koreografiyi,kostümü,o elemelerde yapacak kadar da geniş gönüllü.
Ben kişisel olarak derim ki,İlker Atak,dans kategorisinde ,rakipsizdir.
Ekran ışığıyla,yeteneğiyle ve dansa yakışan anatomisiyle,Türkiye’nin Yeteneğidir.
FAN SAYFASINA  girip baktığımda bir şey beni çok şaşırttı.
Geçen seneki finalde rakibi olan tüm yarışmacıların fan sayfalarını da ,son derece mütevazi bir şekilde ,kendi fan sayfasının içinde reklam etmiş.
Görünürde rakiplerdi ama görünmeyen şey İlker Atak’ın rakiplerine link verecek kadar mütevazi yüreği,geniş gönlü.
Sadece bununla bile kalpleri fethetmeye yeter.
Acur’un,finalde kime isterse ona kazandırması bir şehir efsanesinden ibaret değilse,gerçekten de canı kimi istiyorsa onu kazandırıyorsa eğer,yazıklar olsun vallahi.

Bu çocuğun hakkını yedirip de ucubik birine onca parayı ve şöhreti ellerinle teslim edeceksen,yazıklar olsun sana Acur.
Çatır çatır oğlumun kontörlü telefonuna bin kontör yükleyip,hepsini İlker’e oy olarak göndermez miyim?

Bu çocuğu destekliyorum,hem yüreğimle,hem kontörümle.

28 Ocak 2011 Yazar | dizi eleştiri, yetenek sizsiniz, İlker Atak | 14 Yorum

>FERIHA DIYE BIR UCUBE

>

Adını Feriha Koydum diye salak bir isimli dizi daha sürdüler meydana.

İyi bok yedin.

Tutar mı tutmaz mı bilmem ama ilk bölümünü internetten izledim ve bölüm sonuna kadar zor dayanabildim.
Bende tutmadı!
Hazal Kaya,Sanem Çelik,Bergüzar Korel ve Cansu Dere gibi oyuncuların ekran ışığı yok.
Dördü de soğuk,cansız,ruhsuz ve inanılmaz derecede itici karakterler yarattılar tüm projelerinde ve belki de bu yüzden gerçek hayatta kendileri de öyleymiş gibi geliyor bana.
Hazal Kaya’nın Genco’dan  itibaren başlayan bu soğuk ve cansız oyunculuğu,Aşk-ı Memnu’da iyice tavan yapmıştı zaten.Hele şu an TV’nin en kaliteli dizisi diyebileceğim Behzat Ç.’de de ilk birkaç bölümde yine aynı soğuk,sorunlu,ruhsal dengesi tahterevalli  kıvamında bir kızı oynadı.
Şimdi canlandırdığı  Feriha denen ucubik karakter de farklı bir çizgi çizemiyor ne yazık ki.
ARKO KREM 1 TL BE KADIN!
Bu devirde üniversite sınavını dershanesiz kazanabilecek  kadar zeki ama bir o kadar da ayakları yere basmayan ucube bir karakter olmasını geçtim.
İlk bölümde,üzerinize üzerinize gelen saçmalıkları buraya sıralayacağım şimdi.
1-Aile bir zengin muhitinde,lüks bir apartmanın apartman görevlisi bir babanın ailesi.”KAPICI”  diye bir kelime mi kaldı artık?
Sürekli kapıcı,kapıcı,kapıcı diye üstüne üstüne basılıyor.
Bir kere ,hadi dizinin jargonuyla konuşalım,KAPICI bile olsa,böyle bir muhitte,ailenin üç ferdi de çalışacak,fakat adamın ayağına,kızının okuluna giderken giyeceği yırtılmamış bir ayakkabısı yok.
Yuh artık.
Kadın her gün bir daireyi siliyor.
Bu gün sıradan muhitlerde bile gündelikçi bir kadının bir günlük ücreti 100 TL.
Kadın haftada bir gün izinli olduğuna  göre,100 liradan günlük işleri yaptığını düşünseniz bile,haftada 600 TL kazanır.
KAPICI amcamız bayağı yaşlı olduğuna göre,uzun zamandır sigortalıdır.
Adam gibi de bir maaşı vardır.
Oğulları da oto-tamir’de çalışıyor.
Kapıcı dairesinde oturuyorlarsa,ev kirası dertleri yok.
Su ve elektrik ve ısınma masrafları da yok.
E nerden baksan,apartman görevlileri,alışveriş yaptıkları marketlerden,bonus olarak temel ihtiyaçlarını da ücretsiz karşılıyorlar.
Ekmekti,suydu,gazeteydi,süttü falan.
Üstelik muhit Etiler!
Bahşişi mahşişi derken kendilerini epey doğrultmuş olmaları gerekir.
Ama yok,bizim aile,hala daha çamaşır makinasının taksidini bitirememiş ki kıza bir telefon alsınlar.
Oğulları,geçen sene kameralı telefon aldı diye üç ay aç gezdiğini söylüyor.
Yuuuuuh!
12 taksitle alsan güzel kardeşim en pahalısını bile,ayda 125 lira taksit ödersin,ne diye aç geziyorsun,aylığın 125 lira mı senin?
Fakir edebiyatı yapacağız diye bu kadar da uçulmaz ki.
2-Evin annesinin elleri,paramparça olmuş sözde çamaşır suyundan.
Niye?
Toz alırken çamaşır suyu mu kullanıyorsun kovanın içine?
Yerleri –ki zengin muhiti ya herkesin yerleri laminant parkedir- çamaşır suyuyla silecek halin de yok.
Diyelim ki yedin öyle bir halt.Laminant parkeyi çamaşır suyuyla silecek kadar öküzsün diyelim.
Elerinle ne alakası var?
Şimdiki yer paspasları batır-sık-sil şeklinde.Elin bile değmiyor suya.
Hadi diyelim ki elin de değdi suya.
Lastik eldiven,BIM’ lerde 90 kuruş be kardeşim.
Hadi diyelim eldiven takamıyorsun.
Arko klasik yağlı krem kaç para biliyor musun?
Yine 90 kuruş.
Her gece yatarken sürüyorsun ellerine,sabah uyandığında pamuk gibi.
Hadi bunu da yapmadın.
90 kuruş eldivene,90 kuruş da Arko kreme verecek paran yoktu.
SGK ‘nız da mı yok?
Gidersin bir devlet hastanesine,cildiye bölümüne,sana ellerin öyle parçalanmasın diye ilacını,pomadını yazar,alır kullanırsın güzel güzel.
Ama Feriha ucubesi,annesinin ellerini tutup diyor ki:
-Üniversiteyi bir kazanayım,sana ne kremler alıcaaam.
Ooohaaa!
Üniversiteyi kazanınca alacak.
ADINI BENJAMIN BUTTON KOYDUM

Kazanır kazanmaz maaş bağlanıyor ya ülkemizde öğrencilere,o parayla alacak sanırım.Ya da herkesin üniversiteye gidince bir jaguar’ı olacak sanıyor galiba gazeteleri okuduğu için.

Bak ne diyorum,90 kuruş yavrum,du yu andırstend?Did yu hörd mi?
İLLE DEVLET ÜNİVERSİTESİ
3-O üst katta oturan,Feriha’nın arkadaşı var bir tane.
Zengin kızı.
Üvey anası,başından savmak için kızın üniversite kazanması için çırpınıyormuş.
Ama kız kazanamadı.
Sonucu öğrenmek için de ,Amerika’daki tatillerini yarım bırakıp geldiler Türkiye’ye.
Sonuçlar Amerika’dan öğrenilemiyor çünkü.
Ayrıca Amerika’da tatil yapacak kadar zenginler ama devlet üniversitesini kazanamadı diye,tekrardan dershaneye yazılıyor.
Çüüüüşşş…
Kardeşim,madem bu kadın üvey anne,madem ultra süper zenginler,madem kızı başından savıp kocasıyla hayatını yaşamak istiyor,ne demeye parasını bastırıp bir özel üniversiteye yazdırmıyorlar kızı?
Avrupa’da sınava bile girmeden,iyi bir bağış yaparak kayıt olabileceğin yüzlerce üniversite var.
Ama yok,ille devlet üniversitesine gidecek kız.
Ferihalar aşırı aşırı fakirler,bu kızcağızın ailesi de aşırı aşırı aşırı cimri galiba.
Bu devirde ünv.kazanamadı diye tekrar dersaneye gidecek sosyete çocuğu mu var ayol?
Azerbeycan’da,Kıbrıs’ta bile paralı üniversite kaynıyor,tıp bile okuyabiliyorsun parasını bastırdıktan sonra,he he heeeeeey!
FERİHA SEN MAL MISIN?
4-Feriha,BİLGİŞEHİR üniversitesi diye ucubik bir üniversite kazanıyor.
Böyle bir yer yok tabii.
Ayrıca Eğitim Bilimleri Fakültesi,İşletme mi ne kazanıyor.
Eğitim Bilimleri Fakültesi olan tek bir ünv.var ülkede,o da Ankara’da zaten.
5-Feriha okula başlamış.
Daha ilk haftaları okulun.
Yanında da bir kız arkadaş görünüyor.
Feriha,başka masada oturan Emir adındaki oğlanla ilgili bir şey söylüyor arkadaşına.
Arkadaşı da,o masaya bakıp,masadaki bütün gençlerin şeceresini sayıp döküyor Feriha’ya.
Kim kimin çocuğu,kimin babası ne iş yapar,kim nerde yaşar falan.
Polat Alemdar’ın bile böyle istihbarat imkanı yok.
Be kızım sen de Feriha gibi daha birinci sınıfta değil misin,ne ara ve nasıl öğrendin bu kadar çok bilgiyi ve bir nefeste hiç unutmadan,hiç teklemeden saydırıp döktürdün?
6-Feriha’nın arkadaşı bu kız,öğretmen çocuğu olduğu için fazla para harcıyamıyor,falan.Gayet normal ,bir bluejean ve üstünde sıradan bir bluzla gelebiliyor okula.
Feriha ise üst katın verdiği pavyon kıyafetleriyle geziyor okulda.
Neymiş,pazardan alınma kıyafetleri giyemezmiş okula.
Niye?
En yakın arkadaşın gayet mütevazi giyinip geliyor,senin derdin ne?
Yok telefonundan utanıyor,yok kafede üstünü başını değiştirip okula öyle gidiyor,yok kapıcı kızı olmaktan utanıyor falan.
Bunlar ayakları yere basmayan karakterler.
Gerçek dünya çok farklı.
 Burası devlet üniversitesi,özel üniversite değil ki,bu kadar şımarık ultra zengin çocuğu devlet üniversitesinde ne gezer,üstelik zengin çocuklarıyla aşık atmaya niye uğraşıyor  kızımız onu anlamadık.
Kendin gibilerini bul,onlarla gez dolaş,problemli misin nesin?
Ha bir de dizi,perşembe günleri,Fatmagül dizisi ve Kurtlar Vadisi ile aynı saatte konmuş…Yuhahahahaha..
Bihter ile Nihal yine karşı karşıya.

Annenin şu cümlesi ise,artık beni orta yerimden yarmıştır:
-”Alan değil,VEREN olacağımız günler de gelecek”
Nasıl yani?
 -”Adını Feriha kodum kızım,VERİRSEN tüm İstanbul da sana kosun”

-”Adını Feriha koydum ama bunca yıl söylemedim,evet,işte gerçek bu.Senin adın Feriha…”
-”Ama anne bu şimdi mi söylenir?”

Kars’a heykeli dizilesi bir dizi yani.Ucubesi bol…

26 Ocak 2011 Yazar | adını feriha koydum, dizi eleştiri, mizah | 19 Yorum

>EZEL-CEMILE KARDESLIGI

>


Pazartesi  ve Salı akşamları,arka arkaya,
dizisever Türk milleti olaraktan mest olduk,mutlu olduk,ağzımız kulaklarımıza vardı,budur işte dedik.
Pazartesi akşamı,Ezel,Salı akşamı da Cemile’den karşı tarafa öyle ters köşe goller geldi  ki…
Dizilerde,esas kızın veya esas oğlanın /adamın sürekli ezilmesine,üzülmesine,göz yaşı dökmesine o kadar alışmışız ki,bunlardan bir tanesi zafer kazanınca,milletçe o haftayı mutlu mesut geçiriyoruz.
Carolin’in otel odasında yaptığı gibi hayaller kurup üstüne şampanya yudumlasak yeridir hani.
SENARİSTTEN SENARİSTE BİR YOL GİDER
Kafamda şöyle bir senaryo oluşmadı değil.
Coşkun Irmak,Ezel fanatiğiymiş de Kerem Deren de Öyle Bir Geçer Zaman ki fanatiğiymiş mesela.
Kerem,Coşkun ağabeyini telefonla ararmış…mesela.
KEREM:
-Alooo…Hocam selamlar nasılsın??
COŞKUN:
-Ooo…Keremciğim,selamlar.Teşekkür ederim.Napıyorsun?
K:Valla abi napalım işte senaryo,dayı,kerpeten,Yusuf falan uğraşıyoruz işte..
C:Sorma be koçum aynı vaziyet bizde de var.Bu hafta Osman’ı sudan çıkartıcaz da nasıl çıkartıcaz,kim çıkartsın onu düşünmekten yırtılıyoruz.
K:E abi,sizin işlevsiz bir balıkçınız vardı hani,koca Marmara denizinde bir tek onun tekne geçsin mesela ordan,o görsün kurtarsın…olmaaa mı?Hem balıkçı da işlev kazanır dizide.
C:Tabi olur olmasına da…bak ne diycem,asıl senin Ezel’i kim kurtarıcak bu Yusuf ‘dan?Hadi onu da geç tim,adam Eyşan Eyşan diye gebericek,bu dertten kurtarıversene oğlanı.
K:Valla abi emrin olur tabii ama Yusuf’u napalım diyosun şimdi,öldürtelim mi?
C:Valla koçum bak ben Ali’yi Carolin’i öldüremiyorum,elim mahkum onlara.Ama sen Yusuf’u geberttir bir şekilde.
K:Sen de Cemile’ye çok eziyet ediyosun be abi.Nolcak kadının hali,içim acıyor valla,her Salı akşamı birbüyük bitiriyorum bu yüzden.
C:Tamam anlaşalım.Sen Ezel’e Eyşan’a bir gol attır.Eyşan ağlamaktan böyle gebersin,içi erisin,kıskançlıktan çatlasın.
K:Sen de Ali’yi kıskandırırsan olur.Karşılıklı her şey di mi abi?
C:Sen git gide Tefo gibi konuşur oldun farkında mısın Kerem?
K:Abi onu boşver,bak anlaşalım,sen Ali’yi kıskançlıktan öldür,ben de Eyşan’ı…bu arada söz Yusuf’u da öldürücem.
WE LOVE YOU BADE

C:Bir şartım daha var.Yazık değil mi oğlum koca dayıya,yaşlı başlı adamı kaç bölümdür AliRıza Bey gibi sandalyeye mahkum ettiniz,kaldırın artık adamı ayağa,Halil Ergün gibi pişik olucak artık.

K:Abi emrin olur,ne demek?Ha bu arada hazır kıskançlık demişken…eee…şu Soner piçi diyorum.Abi onu da bir kıskandırıver be eline mi yapışır?
C:Oğlum onu kimle kıskandırayım?Çingeneler  de çıktı diziden.
K:Abi bul birini işte.Soner piçi bi kudursun bakalım…Bak ben Ezel’i oyup içine Bade koyucam senin için.Yusuf’un da mevlitine bekleriz.Ama yap bi güzellik işte şu Cemile bacıya.Aylin’dense onu mutlu et yav…
BALIKÇI SAKALI KESERSE CEMİLE’Yİ FETHEDER Mİ?

C:Hmm..diyosun yani…tamam ülen seni mi kırcam,balıkçı Osman’ı kurtarsın,Cemile’ye de abayı yaksın.Ama bak..bir tutma sözünü var yaa…Bizim dizi sizinkinden sonra yayınlanıyor,eğer tutmazsan,ben de alternatif bölüm çekerim mahvolursun Cemile’ye ağlamaktan ha.

K:Tamamdır abi…Yalnız….şu balıkçı diyorum.Sakalları fazla batıyor be abi.Aşık olunca kestir o sakalları ha?
C:Düşünürüz.Sen de her bölümde Kenan’a ağzında bi şey varken konuşturmaktan vazgeç.Koca Kenan geviş getiriyor yahu.Valla midem bulanıyor.
K:Anlaştık abi…sözümüz söz.Hadi bu hafta birbirimizi mutlu edelim,gelecek haftalarda başka acılar düşünürüz yine.Hocamsın,canımsın,saygılar sevgiler…
CAROLIN ve ALI KAPTAN’IN OĞLUYUM

Gelecek bölümlerde,Carolin  Eyşan’dan intikam almak için diziye konuk olur mu,Dayı Cemile’ye sahip çıkmak adına Ali Kaptan’ın karşısına KARDEEEŞŞŞ…diye çıkar mı bilinmez ama,Carolin bir bebek doğurursa,kesin   yandaki resimde gördüğünüz şey doğar gibi geliyor      bana.

Bu kadar kötü iki organizmanın ortaklığından anca bu beklenir çünkü.

26 Ocak 2011 Yazar | dizi eleştiri, EZEL, mizah | 1 Yorum

>DIZI DIZI INCIYIM

>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:”Normal Tablo”;
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-qformat:yes;
mso-style-parent:””;
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
font-family:”Calibri”,”sans-serif”;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-fareast-font-family:”Times New Roman”;
mso-fareast-theme-font:minor-fareast;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

Dizi filmlere göre sosyal hayatını ayarlayanlardan mısınız?
Hani belli saatte belli diziler var diye misafir kabul etmeyen…
Veya o gün asla dışarı çıkmayıp çıt çıt çedene şarkısı eşliğinde çekirdek + çay +mendil üçlüsü ile beyazcama yapışanlardan?
Kapıyı çalana düşman,telefon edene gıcık oluyorsunuz bir de üstüne üstlük öyle mi?
Aaah..ki ah! Ne şanslısınız,öyleyse,bir bilseniz.
Hiç değilse tek bir tane yerli diziye bile  konsantre olup da gerçekten inanarak seyredenlerden olamadım hiç.
  
Çatır çatır dört sene radyo ve televizyon programcılığı okumuş bir diplomalı ekran cadısı olduğumdan,benimle beraber kim dizi izlese,o günden sonra önünde iki seçeneği oluyor tercih edebileceği.
Ya benden nefret edecek…
ya da o güne kadar izlediği diziden.
Elimde değil,mesleki bir hastalık işte,izlediğim ve senaryosu olan her şeye ya teknik ya dramatik kurgu ya da sahne ve devamlılık açısından bir kulp buluyorum.
 Dizi sonlanmadan ya tv kapatılıyor,ya da bana bir defol git kahvesi pişiriliyor reklam arasında.
(Aslında bunun adı sktir kahvesidir ya ,neyse)
Gıcıklıkta da inciyiz ya,o dizileri izleyen eş dosta o dakikaları istemeden zehir edeceğiz ya çene bu durmuyor.
Tekniğine takmasak,bu kez de görünen şeyler dürtüklüyor beni,neden neden neden diye…
Tüm yerli dizileri aynı kıt görüşlü kişi yazıyormuş gibi geliyor bana..İspatı da aşağıda.
*Neden tüm ağalı konaklı eski yeni şehirli köylü yerli dizilerdeki esas kızların saçları maşa dalgası?Yurdum genelinde böyle bir toplum kuralı falan mı var?
*Neden ,tüm hamile kalmış esas kızlar,hamileliklerini esas oğlandan saklarlar?.Çıkıp da esas oğlana çatır çatır ben hamileyim aşkım diyebilen bir esas kız gördünüz mü?
*Hem neden bu ağalı konaklı yerli dizilerdeki hanım ağalar başlarındaki örtüyü hep aynı biçimde bağlıyorlar?
Neden hepsi aynı biçim ve aynı tür?
Kötü kalpli hanım ağa olmanın raconu bu örtüyü bağlama biçimi ile mi alakalı,hı?
*Kötülük demişken…neden dizilerdeki kötüler hep zengindir?
Fakir ve kötü olmak suç mudur benim ülkemde?
Neden tüm iyiler hep fakirdir?
*Neden narkozdan uyanan ya da boğulmaktan kurtarılan kadın kahramanın bile dudaklarındaki o aynı renklerdeki ışıltılı parlatıcı hiç eksik olmaz?
Yoksa senaryo okuyanların hepsinde ortak olarak dudak ışıldaması rahatsızlığı mı baş gösteriyor?
Bu da mı bir meslek sorunsalıdır?
*Neden hep dizilerdeki imaj yenilemiş,bambaşka olup çıkmış kadın kahramanlar, yeni imajlarını gösterirken hep dubleks evin merdivenlerinden inerler?
Neden dosdoğru odanın kapısını açıp ta çıkmazlar onu bekleyenlerin karşısına?
*Hem neden dizilerdeki esas kızlar hiç kumaş pantolonla gezmezler?Neden hepsi sözleşmişçesine tek parça elbise ve altına babet ayakkabı giyerler?
*Neden dizilerdeki esas kızların hepsi put gibi soğuk,mesafeli ve iticidir?
Gülüp de kıkırdayan kızlardan esas kız olmaz mıdır?Onlar eğlenilecek kızlardan mıdır?
*Neden bu dizilerdeki erkek kahramanların hemen hemen hepsini Polat Alemdar’a dublaj yapan adam konuşmaktadır?
Güzel yurdumda bu beylere sesini verecek başka erkek mi yoktur?
*Neden dizilerdeki tüm hamileler karın bölgesindeki yastık dışında hiçbir yerlerinden kilo almazlar ve neden doğum yaptıktan bir gün sonra hopidik hopidik gezer tozarlar?
Dizi setlerinde gebelik ve lohusalık kuralları farklı mı işlemektedir?
*Neden hep dizilerde yalnız kalmak isteyen hep deniz kenarında tek başına yürür?
Oralarda kapkaççı,tinerci olmaz mı?
Hatunlar gecenin bir vakti fondaki acıklı veya romantik müzik eşliğinde oralarda gezmekten korkmazlar mı?
*Neden hep dizilerde yemek pişirme hazırlığındaki kadın oyuncu hep salonun ortasındaki masada patates soyar?
Başka yemek bilmezler de ondan mı?
E peki öyleyse,neden hep akşam yemeği sahnesinde o soyulan patatesler hiç yer almaz  ama hep on beş kişilik salata,yirmi kişilik yaprak sarma,otuz kişilik köfte falan yer alır masanın üzerinde?
Ve de iki üç kişilik kahvaltı sofrasında,set ekibini doyurabilecekten de fazla salam,kaşar,sosis,ekmek,peynir,domates,salatalık vardır?
Prodüksüyonun zenginliği bilinçaltı reklamı olarak mı verilmek istenmektedir?
*Neden hep dizilerde pirinç ayıklanır?
Artık günümüzde ayıklanacak ve içinden taş çıkan pirinç mi kalmıştır?
* Neden hep dizilerde canı sıkkın olan tabağındaki yemeği çatalın ucunda döndürüp döndürüp öylece durur?
Üzgün insanların iştahının kesilmesi kararı bakanlar kurulu kararıyla resmi gazetede mi yer almıştır?
*Neden hep namaz kılan kişiyi gösterdikleri sahnede o namaz kılan hep son rekatın selamlarını verip kalmaktadır?Kameralar girdi diye namazını yarım mı kesmektedir?
*Neden hep duymaması gerekenleri duyacak olan kahraman,taa kaç metre ötedeki kişilerin konuşmalarını tüm ayrıntılarıyla duyabilmektedir?
Onların kulaklarında özel radarlar mı vardır?
 *Neden hep duyması gereken şeyleri bile yanı başında konuşulduğu halde duyamazlar?
O zaman o radarlara ne olmaktadır?
*Neden hep kötülerin arabaları siyahtır?Neden hiçbir kötü karakter beyaz,mavi,kiremit veya kırmızı arabayla gezmez?
*Neden hep ezilen kadın kahramanın yanı başında hep ona akıl veren,kahramanımızın istediği gibi bağırıp çağırıp her türlü eziyeti yaptığı halde hiç küsmeyen bir kız arkadaşı vardır?
 *Neden hep gerektiği anda ve tam zamanında oradan bir taksi geçmektedir? Kahraman taksiyi TAKSİİİİ demeden durduramamaktadır?
*Neden kötüleri çıplak yumruğuyla haklayan silahsız kahraman,hiç ama hiç ,hakladığı kişinin silahını almak gibi bir kurnazlık yapmaz ve yoluna kan revan içinde yumruklarıyla devam eder?
*Neden kahramanın anasız veya babasız çocuğu ile yakiinen ilgilenen sevgilisi tam da çocukla iyi ilişkiler içinde bıcır bıcır vakit geçirirken,bizim asıl kahraman tam da o anda kapı önünden geçmekte olup onları o halde görür ve de etkilenir? Böyle kapıya yaslanıp,onları huşu içinde izlemeler falan?
*Neden her dizinin mutlaka bir ameliyat ya da yoğun bakım sahnesi vardır?
Sağlık bakanlığının diziler üzerinde bir baskısı sonucu mudur bu?
*O hastanelerdeki doktor ve hemşireler neden hep iyilik meleği gibi uzuuuunnn ve ayrıntılı bilgiler verirken hiç sıkılmazlar,hiç hasta yakınını başından savmazlar?
*Neden hep kötü haber alan kahramanın o sırada elinde ya çay tepsisi,ya da alışveriş torbası vardır ve kötü haberi alır almaz bunlar yere atılır?
*Neden hep kabusların en feci yerinde kahraman yataktan kıçını akrep ısırmış gibi fırlayarak uyanır?Biz neden kabuslardan öyle uyanamıyoruz?
*Neden hep herhangi bir dizi kahramanının flashback yani geçmişi hatırlama sahnesinde,kahraman kendisini dışarıdan kamera gözüyle görür?
Yani seyircinin TVden izlediği şekilde?Oysa o kişinin gözüyle tekrardan çekim yapılmış olması gerekmez mi?
Tamam..tamam..liste daha çoook uzar ama benim de dizim başladı arkadaşlar ben kaçar..Niye mi?
Bu yazıyı yazarken Kurtlar Vadisi’nin jenerik müziğini duyuyorum,az sonra diyor.
Gideyim de “Bu dizide yaşayan her canlı ,mutlak bir gün ölümü tadacaktır” yazısını jeneriğe hala koymamışlar mı bir bakayım.
Eşim ya dizi başlamadan git uyu,ya da dizi bitene kadar sus,dedi.
UMUT DABAK
Sessizce Polat Alemdar dublajımı dinlerim ben de.
E,alışkanlık yaptı,yakında kocam bu sesle konuşmuyor diye boşanma davası açabilirim…
(Dublaj sanatçısı=Umut Tabak.
Adamın Türkiye sınırları içinde seslendirmediği esas oğlan kalmadı,paraya para demiyor şerefsizim.Diyorsa bile en kral sesiyle diyordur)


23 Ocak 2008 Yazar | dizi eleştiri, televizyon dizileri, yerli diziler | 4 Yorum

   

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.